Oktay GÜVENER

Oktay GÜVENER

Su Savaşları - 2 (Game of Water)

Su Savaşları - 2 (Game of Water)

Bu haftaki yazım kuzeye doğru bir göç ve suyun gölgesindeki yeni dünya düzeni olacak. Yani Su Çağı.

Geçen haftaki yazımda küresel ısınmanın, kuraklığın ve su kaynaklarının hızla tükenmesinin dünyayı nasıl geri dönüşü zor bir eşikten geçirdiğinden bahsetmiştim. Bu hafta ise, bu krizin jeopolitik etkilerine ve dünyanın kuzeyine doğru başlayan büyük yönelişe odaklanacağız. Çünkü mesele sadece suyun azalması değil; mesele, geleceğin kimin musluğunda akacağı.

Kuzeyin cazibesi giderek artmakta ve yeni yerleşim arayışları ciddi bir şekilde hızlanmaktadır.

Küresel ısınma yalnızca sıcaklıkları artırmakla kalmadı, aynı zamanda coğrafi sınırları da yerinden oynattı. Kuzey Kutbu ve çevresindeki geniş topraklar artık daha yaşanabilir hâle gelirken, Avrupa ve Amerika başta olmak üzere birçok ülke, dikkatlerini bu bölgelere çevirmiş durumda.

Grönland tam da bu noktada stratejik bir sembol. ABD’nin bu devasa buz adasına olan ilgisi yeni değil, ama artık gerekçesi daha somut: Su. Grönland’ın eriyen buzulları ve el değmemiş tatlı su rezervleri, yakın gelecekte dünyanın en değerli varlıkları arasında sayılacak. Washington’un bu bölgeyi “stratejik güvenlik alanı” ilan etmesi boşuna değil. Su sadece bir doğa unsuru değil, artık bir güç göstergesi.

Enerji savaşlarının belirlediği 20. yüzyıl artık geride kaldı. Petrol, yerini daha sessiz ama çok daha etkili bir unsura bıraktı: Su. Bugün Ortadoğu’da yaşanan bazı çatışmaların arka planında su yönetimi ve baraj kontrolü varken, Afrika'da Nil Nehri üzerindeki anlaşmazlıklar kıtanın geleceğini belirleyecek ölçekte. Güney Asya’da Hindistan ve Çin’in su yolları üzerindeki mücadeleleri şimdilik diplomatik çerçevede yürütülüyor, ancak sular çekildikçe sabır da çekilmeye başlıyor.

Bu savaşlar illa tanklarla olmayabilir. Suyu elinde bulunduran ülkelerin, susuz kalanlara uygulayacağı ekonomik, politik ve sosyal baskılar da bu savaşın bir cephesidir. “Su ambargosu” terimi, yakın gelecekte uluslararası ilişkilerin sıradan bir kavramı hâline gelebilir.

Eğer insanlık şimdi önlem almazsa, geleceğin manşetleri artık “enerji krizi” değil, “su krizi” olacak. Kurumlar arası eşgüdüm, suyun adil dağıtımı ve çevre politikalarının evrensel bir standartta yürütülmesi artık bir tercih değil, zorunluluktur.

Yüzyılın en büyük mücadelesi, musluk başında verilecek. Bu savaşın kaybedeni sadece ülkeler değil, gelecek nesiller olacak. Ve bu yüzden, bu çağın liderleri sadece politikacılar değil; aynı zamanda suyun korunmasını misyon edinmiş bilim insanları, çevreciler ve bilinçli toplumlar olmalı.

Game of Water başladı.

Ama hâlâ senaryoyu değiştirme şansımız var.

Ya barışın SUYUNU çoğaltacağız…

Ya da savaşın SUSUZLUĞUNDA boğulacağız.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Oktay GÜVENER Arşivi
SON YAZILAR