Bêjdar Ro Amed

Bêjdar Ro Amed

ZAMAN VE AN

ZAMAN VE AN

Zamanı, en yaratıcı haliyle an’da gözlemleriz. Zamanın, nasıl bir anlam olduğunu, yaratıcı haliyle bizlere gösteren, an’dır. An, zamanın bütünüdür. Dokunan, hisseden, yaşayan ve akandır. Zamanın, sırlı yönü, an’da yakalanabilir. Zamanı, oluşumsuz düşünemeyeceğimize göre, oluşumun en belirgin ve canlı halini an’da yakalayabiliriz.

An ve Canlılık

An’ın, nasıl bir canlılık olduğunu, yaşadığımız her an’a bakarak görebiliriz. Zamanın ruhu, an’ın paylaşım gücünde saklıdır. An, konuşan zamanı ifade eder. An ve zaman, büyüleyici haliyle, ilahlara atfedilen bir öze sahiptir. Hem derindir hem de sırlıdır. Zaman ve an’da gerçekleşen paylaşım gücü buradan gelir.

Her An ve Her Yerde Olan

Zaman ve an, her yerdedir. Her şeydedir. Onsuz hiçbir şey olmaz. Her şeyi duyar, her şeyi hisseder ve her şeyi yaşar. Hareket ve zaman an’ın, ince dili olarak kendini var eder. Zaman ve an, hareketin estetik inceliğidir. İnsan, bu incelikte gezinmektedir. Dilden dile uzanmak ve dokunmak… Yeşermek, bu canlılığın ifadesidir.

Zaman ve An’ın Ölümsüzlüğü

Zaman ve an’ın ölümsüzlüğünü, yaşam ve hareketin çeşitliliğinde görebiliriz. Zaman ve an, hep var eder. Zaman ve an’ın akışkanlığı bununla alakalıdır. Zaman ve an’da cansızlığa yer yoktur. Zaman ve an, cansız olamayacağına göre, yaşama yüklemiş olduğumuz anlamın kendisi önemli olmaktadır. Kölece yaşamlar, zaman ve an’ın sırrını bilmeyen ve bunun farkında olmayanlardır. Böylesi yaşamlarda kendini tanıma, bilme ve anlama yoktur. Ne varlıktadır ne de yoklukta. Anlamın hiçleştiği nokta da burasıdır. Zaman ve an’a ölü denmesi de buradan gelmektedir. Kırk yılda bir, bir farkındalık yaşanırsa, zamanın nasıl bir hakikat olduğu anlaşılır. Bu da oldukça gecikmiş bir eylemdir. Genelde fiziki ömrün son anlarında böylesi uyanışlar yaşanır. Bunları sorgulayabilmek önemlidir. Böyle olmadığında yaşamsal facialar gerçekleşir. Zaman ve an’ı bu şekilde tüketmek, zaman ve an’ın yaratıcı özünden uzaklaşmaktır. Tanımak ve bilmek istememektir. Oysa zaman ve an’ın bütün anlarında yaşayabilmek yüksek bir farkındalık gerektirir. Canlı olup da canlılıktan bu denli uzak yaşamak, cansızlıktır. Asıl ölüm bu noktadadır. Bu gerçeği göremeyenler zamanın yaratıcılığını bilemezler. Bunu anlamadan zaman ve an’a yüklenen anlamı bile bilmek mümkün değildir. Zaman ve an’ın hakikatine girebilmek, farkındalığı gerektirir. Bundan kopanlar, zaman ve an’ın büyüleyici gerçekliğinden uzaklaşanlardır. En büyük zihinsel felaket de budur.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bêjdar Ro Amed Arşivi
SON YAZILAR